Bodrum’da "Gazetecilik" Tartışması Alevlendi: Arkan’dan Cemiyete Yanıt
Bodrum Gazeteciler Cemiyeti’nin (BGC), adliye çıkışında bir muhabire yönelik sarf edilen "Ben gerçek gazetecilere konuşurum, kolpacılara değil" sözleri üzerine yayımladığı kınama mesajına, olayın muhatabı Levent Arkan’dan cevap...

Bodrum Gazeteciler Cemiyeti’nin (BGC), adliye çıkışında bir muhabire yönelik sarf edilen "Ben gerçek gazetecilere konuşurum, kolpacılara değil" sözleri üzerine yayımladığı kınama mesajına, olayın muhatabı Levent Arkan’dan cevap gecikmedi. Arkan, yaptığı açıklamada cemiyetin tavrını "taraflı" olarak nitelendirdi.
Bodrum’da medya ve siyaset kulislerini hareketlendiren olay, geçtiğimiz günlerde Bodrum Adliyesi önünde yaşanmıştı. Cumhurbaşkanına hakaret davası çıkışında kendisine soru yönelten Bodrum Sıcak Haber muhabirine sert bir karşılık veren Levent Arkan, bu tavrı nedeniyle Bodrum Gazeteciler Cemiyeti tarafından "meslek onurunu zedelemek" ve "basını ayrıştırmak"la suçlanmıştı.
"Kimin Gerçek Gazeteci Olduğuna Ben Karar Veririm"
Cemiyetin kınama metnine karşı haberimizin yorum kısmına ''Twitter'' açıklamasını gönderen Levent Arkan, geri adım atmayacağının sinyalini verdi. Arkan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:"Gazetecilik maskesi altında şahsıma yönelik itibar suikastı yapanlarla, evrensel basın ilkelerine göre görev yapanları birbirinden ayırmak en doğal hakkımdır. Kimin gerçek gazeteci, kimin sipariş üzerine soru soran bir 'tetikçi' olduğunu kamuoyu da ben de gayet iyi biliyoruz. Cemiyetin, asıl meslek onurunu koruması gereken yer, şahsıma kurulan kumpaslara çanak tutan mecralardır."
"Yargı Süreci Devam Ediyor"
Hakkındaki mahkumiyet kararına da değinen Arkan, hukuki sürecin henüz tamamlanmadığını ve dosyadaki delillerin (ses kayıtları vb.) sahte olduğunu iddia etmeye devam etti. Cemiyetin açıklamasını "aceleci ve infaz niteliğinde" bulan Arkan, kendisine yönelik bir linç kampanyası yürütüldüğünü savundu.
Ne Olmuştu?
Bodrum Gazeteciler Cemiyeti, dün yayımladığı bildiride Arkan’ın muhabiri hedef alan "kolpacı" ifadesini "esefle karşıladıklarını" belirtmiş; basın mensuplarının anayasal güvence altında görev yaptığını ve hiç kimsenin gazetecileri "gerçek veya değil" diye sınıflara ayırma yetkisine sahip olmadığını vurgulamıştı.










