CHP Muğla Örgütlerinden 13 İlçede Eş Zamanlı Su Krizi Açıklaması

CHP Muğla örgütleri, Muğla’nın 13 ilçesinde eş zamanlı basın açıklaması yaparak yaşanan su krizinin doğal değil siyasi olduğunu vurguladı. Açıklamada, su yönetimindeki sorumluluğun merkezi idare ve DSİ’ye ait olduğu belirtildi.

Gündem Yayın: 02 Şubat 2026 - Pazartesi - Güncelleme: 02.02.2026 14:16:00
Editör -
Okuma Süresi: 5 dk.
Google News

Muğla’da yaşanan su krizi, doğal nedenlerden değil siyasi tercihlerden kaynaklanıyor. CHP Muğla örgütleri, Muğla’nın suyunun Muğla halkına ait olduğunu vurgulayarak sorumluluğun DSİ ve merkezi yönetimde olduğunu açıkladı.

Cumhuriyet Halk Partisi Muğla örgütleri, Muğla’nın 13 ilçesinde eş zamanlı basın açıklaması yaparak kent genelinde yaşanan su krizine dikkat çekti. Aynı anda, aynı sözle ve aynı iradeyle yapılan açıklamada, Muğla’daki su sorununun tek bir ilçenin ya da belediyenin değil, tüm Muğla’nın ortak sorunu olduğu vurgulandı. CHP’liler, yaşanan krizin doğal değil, tamamen siyasi tercihlerden kaynaklandığını ifade etti.

Açıklamada, Muğla’nın 13 ilçesinin tamamında yaşanan su sıkıntısının sorumlusunun belediyeler olmadığı açıkça belirtildi. İçme ve kullanma suyunun planlanması, tahsisi ve ana iletim altyapısının merkezi idarenin ve Devlet Su İşleri’nin sorumluluğunda olduğu hatırlatılarak, verilmeyen suyun, yapılmayan yatırımların ve yerine getirilmeyen taahhütlerin faturasının belediyelere kesilemeyeceği vurgulandı.

CHP Muğla örgütleri, su krizinin temelinde kontrolsüz nüfus artışı, plansız ve rant odaklı turizm politikaları, imar baskısı, enerji ve sanayiye öncelik tanıyan su tahsisleri, barajlar, HES’ler ve JES’ler ile yıllardır düşürülemeyen kayıp-kaçak oranlarının bulunduğunu ifade etti. Bu gerçekler yok sayılarak sorunun yalnızca kuraklıkla açıklanmasının kamuoyunu yanıltmak anlamına geldiği belirtildi.

Muğla’nın kendi havzasında ciddi bir su baskısı altındayken, kentin suyunun başka bölgelerdeki yanlış politikaların bedelini ödemek üzere gündeme getirilmesinin kabul edilemez olduğu vurgulandı. Açıklamada, Muğla’nın Dalaman Çayı’ndan içme ve kullanma suyu ihtiyacı için yaklaşık 50 milyon metreküp su talep ettiği ancak bu talebin DSİ tarafından karşılanmadığı belirtildi. Buna karşın DSİ’nin, Muğla kendi havzasında su ihtiyacını karşılayamaz durumdayken yaklaşık 220 milyon metreküp suyu Aydın’a tahsis ettiği ifade edildi.

CHP Muğla örgütleri, kendi havzasında suyunu kullanamayan Muğla dururken Dalaman Çayı’ndan başka bir havzaya bu ölçekte su tahsisi yapılmasının havza yönetimi ilkesine aykırı olduğunu, ekolojik dengeyi bozduğunu ve su tahsisinde adalet ilkesini yok saydığını belirtti. Bu tercihin teknik değil, açık bir siyasi tercih olduğu vurgulandı.

Açıklamada ayrıca, Muğla’da halka “su yok” denilirken Ak Köprü Barajı’nın taşkın ve aşırı doluluk riski gerekçesiyle gündeme alınmasının büyük bir çelişki yarattığı ifade edildi. DSİ tarafından Ortaca ve Dalaman ilçelerine taşkın riski nedeniyle uyarı yapıldığı hatırlatılarak, bir yandan içme ve kullanma suyu için kaynak yok denilirken diğer yandan barajlarda taşma riski oluşmasının su yönetimindeki plansızlığı gözler önüne serdiği belirtildi.

CHP Muğla örgütleri, yaşanan tablonun su kıtlığından değil, suyun yanlış yönetilmesinden kaynaklandığını vurguladı. Sorunun kaynağın olmaması değil, kaynağın halkın ihtiyacı yerine başka önceliklere tahsis edilmesi olduğu ifade edildi. Bu çelişkinin sorumlusunun belediyeler değil, su planlamasını ve tahsisini elinde tutan DSİ ve merkezi yönetim olduğu belirtildi.

Açıklamada, suyun bir ayrıcalık değil temel bir yaşam hakkı olduğu hatırlatıldı. Anayasa ve yasalar gereği içme ve kullanma suyunun birinci öncelik olduğu vurgulanarak, suyun ticari bir meta gibi yönetilmesinin yaşam hakkının ihlali anlamına geldiği ifade edildi.

Muğla Büyükşehir Belediyesi ve MUSKİ’nin bilimsel veriler, teknik çalışmalar ve sürdürülebilir çözümlerle görevini yerine getirdiği belirtilirken, asıl sorunun merkezi yönetimin sorumluluklarını yerine getirmemesi olduğu kaydedildi.

CHP Muğla örgütleri, 13 ilçeden ortak çağrıda bulunarak DSİ’nin Muğla’ya ilişkin taahhütlerini derhal yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. Su yönetiminin ranttan ve ayrıcalıktan arındırılması, enerji ve şirket çıkarları yerine yaşam hakkının esas alınması ve Muğla’nın su politikalarının bilimsel, kamucu ve ekolojik temelde yeniden ele alınması çağrısı yapıldı.

Açıklama, “Su yaşamdır, su haktır, Muğla’nın suyu Muğla’ya aittir” vurgusuyla sona erdi.

Ek Fotoğraflar
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.