Siyasette Dik Duruş ve Bel Altı Yatay Geçişler
Sizin paranızı size harcayan politikacıları çok alkışladığınız zaman, onlar kendilerini sıra dışı birer kahraman zannederler.

Sizin paranızı size harcayan politikacıları çok alkışladığınız zaman, onlar kendilerini sıra dışı birer kahraman zannederler.
Aslında politikanın az gelişmiş ülkelerdeki "Nirvana’sı" tam da budur: Hem çalacaksın, hem ülkenin kaynaklarını ve geleceğini üç kuruşa işbirlikçi yabancılara satacaksın, üstüne bir de kendini alkışlatacaksın… Halk kitlelerine din ile şükür, sermayeye ise finans ve refah pompalayarak kudretine kudret katacaksın.
Biz seçmenler, seçtiklerimize makam dışında ayrıca payeler veririz. Örneğin; "Dünya Lideri", "Baba", "Başbuğ", "Reis", "Şef", "Topuklu Efe", "Afyon Kalesi'nin Tomrisi" ve benzerleri… Hatta hızımızı alamayıp, "Tanrı’nın bütün özelliklerini taşıyor" bile deriz!
Onlar sadece koltukla yetinmez; "siyasi ilah" veya "ilahe" olma unvanlarını da almak isterler. Biz onların hep kararlı ve dik durduklarını zannederiz ama o diklik; "Kandırıldık, af diliyoruz" sözüyle ve karaktere bağlı bir "yatay geçişle" maalesef son bulur.
Dünün "Topuklu Efeleri" sözde dik, hatta dimdiktiler… Şimdi ise Erzurum’un cağ kebabı (şişe geçirilmiş yatık döner) gibi yatık duruma geçtiler. Yeni yatay geçişleri göreceğimizden de eminim. Geçmişte Nâzım Hikmet’in sahneye koyduğu "Damokles’in Kılıcı" oyunu, bugünlerde aynen vaki olup yeniden sahnelenmektedir. Ancak şu andaki bir tiyatro oyunu değil, bildiğiniz somut anlamda siyasetin yansımasıdır.
Damokles’in Kılıcı; büyük güç ve mevki sahibi kişilerin üzerindeki kamusal sorumluluğu, beytülmâla zarar vermemeyi ve ihanet etmemeyi vurgular. Aksi takdirde her an başa gelebilecek bir darbeyi, hesap vermeyi ve felaket tehdidini sembolize eder. Bu etki ile Türkiye’de, "Topuklu Efeler" gibi güce ve koltuğa olan ihtirasları yüzünden bir kısım ferasetsiz güruh, olumsuz etkilenerek rakip takıma geçer.
Bir kısmı ise Damokles’in kılıcının olumlu yönünü hissederek; kendi takımının yanında, Silivri ya da "Medrese-i Yusuf" kampında geleceğe inançla, onurla ve cesaretle hazırlanmaya devam eder.
An itibarıyla Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ve ekibi de "dik duranlar" tarafındadır. Onları da "yatar" duruma getirmek için özellikle yerel basın yoluyla, itibar suikastlarıyla çaba sarf edenler var. Muğla’da danışman Levent Arkan’a atılan iftiralar gündemdeyken, bu defa da bir anne olan Muğla Milletvekili Gizem Özcan hedefe kondu.
Ancak Damokles’in kılıcı, birilerini ihanete sürüklerken birilerini de kahraman yapma etkisine sahiptir. İyiyi ve kötüyü ayırt etmek adına, Damokles’in kılıcı başımızdan eksik olmasın. Ekonomi ve adalete güven konusunda artık bıçak kemiğe dayandı. Tüm sorunların çözümü için bir dip dalga, hür fikir, hür vicdan ve sadece adalet yeter.










