Bodrum’un Çığlığı Yükselirken Kent Konseyi Nerede?

Bodrum, sadece bir coğrafya değil; mavisiyle, yeşiliyle, beyazıyla bir yaşam kültürüdür. Ancak son yıllarda bu kadim mirasın üzerine çöken "sermaye gölgesi", artık gizli saklı olmaktan çıkıp yerel ve ulusal basının manşetlerine taşınmış durumda.

Köşe Yazıları Yayın: 17 Ocak 2026 - Cumartesi - Güncelleme: 17.01.2026 18:37:00
Editör -
Okuma Süresi: 3 dk.
Google News

Bodrum, sadece bir coğrafya değil; mavisiyle, yeşiliyle, beyazıyla bir yaşam kültürüdür. Ancak son yıllarda bu kadim mirasın üzerine çöken "sermaye gölgesi", artık gizli saklı olmaktan çıkıp yerel ve ulusal basının manşetlerine taşınmış durumda. Doğal sit alanlarımız, kıyılarımız ve tabiat varlıklarımız birer birer kuşatılırken; bizler, bu kentin bağışıklık sistemi olması gereken mekanizmaların ayağa kalkmasını bekliyoruz.

Tam da bu noktada, sandığa gidip oy verdiğimiz, sivil dayanışmanın ve örgütlü mücadelenin kalesi olarak gördüğümüz Bodrum Kent Konseyi’ne bakıyoruz. Ancak ne yazık ki gördüğümüz tablo, derin bir sessizlikten ibaret.

Sivil Toplumun Amiral Gemisi Neden Demir Attı?
Bodrum Kent Konseyi, bu kentin hafızası ve vicdanıdır. Bizler seçimlerde oy kullanırken; konseyin sadece bir "danışma kurulu" değil, Bodrum’un doğasını talan etmeye niyetli oluşumlara karşı bir direnç odağı olacağına inanmıştık. Bugün gelinen noktada sormak zorundayız:

Ulusal medyada dahi infial yaratan doğa kıyımları karşısında Bodrum Kent Konseyi neden etkili bir ses çıkarmıyor?

Sermaye gruplarının projeleri birer birer yükselirken, halkın farkındalığını artıracak o güçlü organizasyon kabiliyeti nerede?

Sivil toplumun enerjisini birleştirip tek bir yumruk yapması gereken konsey, bugün neden bir izleyici pozisyonunda?

Yerel basında çıkan haberleri okuyoruz, sosyal medyadaki bireysel çırpınışları görüyoruz. Bodrum halkı kendi imkanlarıyla kıyılarını korumaya çalışırken, en büyük çatı örgütlenmenin bu denli "pasif" kalması, sadece bir eksiklik değil, aynı zamanda güven kaybıdır.

Kent Konseyleri, yerel yönetimlerin veya sermaye gruplarının arka bahçesi değil, kentin haklarının savunucusudur. Eğer Bodrum’un zeytinlikleri sökülüyor, kıyıları işgal ediliyor ve ekosistemi geri dönülemez şekilde bozuluyorsa; konseyin görevi nezaket ziyaretleri yapmak değil, alanı savunmaktır.

Ben de dahil olmak üzere bu konseye emek veren, oy veren her Bodrum sevdalısının beklentisi nettir: Amasız, fakatsız bir duruş. Bodrum Kent Konseyi’nin, üzerindeki bu ölü toprağını silkeleyip atmasını, teknik raporlarla, hukuki girişimlerle ve kitlesel eylemlerle Bodrum’un doğasına sahip çıktığını göstermesini bekliyoruz. Aksi takdirde, yarın koruyacağımız bir Bodrum kalmadığında, o koltuklarda oturmanın da hiçbir anlamı kalmayacaktır.

Bodrum’un çığlığını duyun ya da o çığlığın bir parçası olun. Çünkü bu sessizlik, Bodrum’un geleceğine iyi gelmiyor.

Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.