Bodrum’da Çevreyi ve Bütçeyi Zorlayan ‘Desalinasyon’ Israrı
Muğla Büyükşehir Belediyesi ve MUSKİ Genel Müdürlüğü, Bodrum’un yıllardır çözülemeyen kronik su sorununa karşı yine tartışmalı bir projeyi devreye sokmaya hazırlanıyor.

Muğla Büyükşehir Belediyesi ve MUSKİ Genel Müdürlüğü, Bodrum’un yıllardır çözülemeyen kronik su sorununa karşı yine tartışmalı bir projeyi devreye sokmaya hazırlanıyor.
Turgutreis’te hayata geçirilen ve toplamda 862 Milyon TL yatırım bütçesine sahip olduğu belirtilen Reverse Ozmos (deniz suyu arıtma) tesisinin ilk etabı tamamlanırken, 10 bin metreküplük ikinci etap için de çalışmalar sürdürülüyor. Kamu kaynaklarıyla yapılan en büyük deniz suyu arıtma tesisi olduğu iddia edilen projenin, günlük 60 bin kişiye su sağlayacağı savunuluyor.
Öte yandan, MUSKİ tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında CTP boruların duktil borularla değiştirildiği, kuzey ve güney ring hatlarının rehabilite edildiği ve geçmiş yıllara kıyasla kayıp-kaçak oranlarında iyileşmeler sağlandığı biliniyor. Nitekim geçtiğimiz yıl mevsimsel yağışlarla birlikte barajların da rekor doluluk oranlarına ulaştığı görülmüştü. Ancak tüm bu altyapı iyileştirme adımlarına rağmen, uzmanların ve çevrecilerin dikkat çektiği temel nokta tazeliğini koruyor: Mevcut kazanımların kalıcı ve sürdürülebilir bir politika haline getirilmesi, kayıp-kaçak mücadelesinde ise sıfır tolerans prensibiyle daha kararlı adımların atılması gerekiyor.
Borulardaki İyileşmeler Sürüyor, Ancak Deniz Suyu Arıtma Tartışmalı
Kuzey ve güney ring hatlarındaki yenileme çalışmaları ve duktil boru dönüşümleri şebekedeki patlakları ve su kayıplarını azaltma yönünde önemli adımlar olsa da; yüksek maliyetli, enerji yoğun ve ekosisteme yük getirecek deniz suyu arıtma projelerine ağırlık verilmesi soru işaretleri yaratıyor. Şebekedeki kayıp ve kaçaklarla mücadelenin tavizsiz bir kurumsal politika olarak sürdürülmesi ve su yönetiminin bu eksende derinleştirilmesi beklenirken, tonlarca elektrik enerjisi harcanarak deniz suyunu içme suyuna dönüştürme hamlesi maliyet ve çevre tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
Çevreye ve Geleceğe Ağır Fatura
Denizden su arıtma (desalinasyon) tesisleri sadece yüksek yatırım ve işletme bütçeleriyle değil, aynı zamanda çevreye verdikleri olası zararlarla da gündeme geliyor. İşlem sonrasında ortaya çıkan yüksek tuzluluk oranına sahip yoğun atık suyun doğrudan denize deşarj edilmesinin, Turgutreis ve çevresindeki hassas deniz ekosistemini, balık popülasyonlarını ve kıyı biyoçeşitliliğini tehdit etme riski bulunuyor. Bodrum’un en değerli ekosistem varlığı olan denizler, bu tür günü kurtarma hamlelerinin kurbanı edilmemeli.
Ayrıca yüksek enerji maliyeti barındıran bu tesisler, olası kriz ve enerji dalgalanmalarında dezavantaj yaratabiliyor.
Sürdürülebilir Politika ve Sıfır Tolerans Şart
MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül’ün "Sadece hatları yenilemiyor, yeni su kaynakları sağlıyoruz" açıklamaları sahadaki projelerle karşılık bulsa da, Bodrum halkının ve yerel kamuoyunun beklentisi net: Kuzey-güney ring hatlarındaki yenilemeler ve duktil boru dönüşümleri memnuniyet yaratmakla birlikte, kayıp-kaçakla mücadele geçici projelerle değil, tavizsiz ve sıfır toleranslı kalıcı politikalarla ele alınmalı.
Milyonlarca liralık kaynakların ekosistemi ve bütçeyi zorlayan alternatifler yerine; mevcut şebekenin tamamen kayıpsız hale getirilmesine ve bütüncül su tasarrufu tedbirlerine odaklanması gerektiği vurgulanıyor.
MUÇEP’in (Muğla Çevre Platformu) uyarısı, Bodrum’un su krizinin arkasındaki gerçeği tam 12'sinden yakalayan çok kritik bir noktaya işaret ediyor. Bodrum'un içme suyu ihtiyacını karşılayan hayati kaynaklardan biri olan Geyik Barajı'nın sularının önemli bir bölümünün (yaklaşık %40'ının), mahkeme kararlarına rağmen yıllardır faaliyetine devam eden Yeniköy Termik Santrali’ne tahsis edilmesi, krizin asıl müsebbibini gözler önüne seriyor.













