İddia mı, Soru mu, İhlal mi? Tamar- Tamer Dosyasında Hukuki Labirent
Son günlerde Türkiye’nin gündemi, gazetecilik etiği ile siyasetin finansmanı arasındaki o karanlık vadide büyüyen bir tartışmaya kilitlendi.

Son günlerde Türkiye’nin gündemi, gazetecilik etiği ile siyasetin finansmanı arasındaki o karanlık vadide büyüyen bir tartışmaya kilitlendi.
Tamar Tanrıyar’ın yayınladığı videoda Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’ye yönelik dile getirdiği; "Seçilmek için Özgür Özel’e 6,5 milyon dolar, Ekrem İmamoğlu’na 2,5 milyon dolar verdin mi?" sorusu, sadece yerel değil ulusal çapta bir deprem etkisi yarattı. Ancak bu süreçte madalyonun öyle bir yüzü var ki, hem mesleki onurumuz hem de kamuoyu vicdanı adına üzerine konuşmamız artık bir zorunluluk.
Önce şunu net bir şekilde koyalım: Sayın Mandalinci’nin, şahsına yönelik eleştiriler veya "imalar" söz konusu olduğunda ne kadar "hassas" olduğunu bizzat tecrübe ettim. Kendisi, sosyal medyadaki bazı paylaşımlarımın ardından telefonla arayarak veya WhatsApp üzerinden tarafıma ulaşarak; "Neyi ima ediyorsun?", "Bu neyin algısı?" gibi sorularla bir sorgulama yoluna gitti. Kendi kişilik hakları ve adının geçtiği her virgül konusunda bu derece titiz, bu derece "takipçi" olan bir figürle karşı karşıyayız.
Tanrıyar, videosunda doğrudan suçlamak yerine "Soruyorum" diyerek kendince hukuki bir kalkan kullanıyor. Gazetecilikte soru sormak bir haktır; ancak Tanrıyar burada durmuyor ve "Babanın banka hesap hareketlerini de unutma, çok bilgim var" diyerek çok tehlikeli bir sınırı geçiyor. Bir belediye başkanının babasının mahrem finansal verilerini bu tartışmaya meze yapmak, doğrudan 6698 sayılı KVKK (Kişisel Verilerin Korunması Kanunu) ve özel hayatın gizliliği alanına girer.
Ancak burada büyük bir çelişki doğuyor: Benim gibi, derdi sadece Bodrum olan bir gazetecinin paylaşımlarından rahatsız olup amiyane tabirle anında "ayar verme" refleksini gösteren Sayın Mandalinci, neden Tamer Tanrıyar’ın bu derece ağır, doğrudan "para" ve "makam pazarlığı" içeren ithamları karşısında aynı hassasiyeti ve hukuki refleksi göstermiyor?
Eğer bir siyasetçi, yerel bir gazeteciye WhatsApp’tan hesap soracak kadar "hassas" ise, ailesinin banka kayıtlarına (kişisel verilerine) dair bu derece ağır imalarda bulunan bir yayıncıya karşı neden anında yargı yoluna gitmez? KVKK ihlali iddiası, bir siyasetçi için yargı önünde en hızlı sonuç alabileceği kanallardan biridir. Bu sessizlik, halk nezdinde "Acaba o kayıtlarda bir şey mi var?" şüphesini körüklemektedir.
YouTube paylaşımı yayına düştükten sonra Bodrum siyasetinde önce derin bir sessizlik hakim oldu. Sanki herkesin pozisyon alma derdine düştüğü bu sessizliği önce CHP İlçe Başkanlığı, ardından da Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ahmet Aras bozdu. Her iki makam da Mandalinci’nin yanında olduklarını belirten "siyasi" açıklamalar yaptı. Ancak bu açıklamalarda en çok aranan ama bulunamayan şey şuydu: Somut bir hukuki takvim.
Ortada bir partinin ve o partinin belediye başkanının onuruna ağır bir saldırı varsa, yapılması gereken siyasi hamaset değil, yargı yolunu işaret etmekti. Ne yazık ki ne ilçe başkanlığından ne de Büyükşehir kanadından bu iddialara karşı "yargı sürecinin başlatılacağına" dair net bir irade beyanı gelmedi.
Gazetecilik etiği gereği net bilgilerle donanmak adına dün Tamer Mandalinci’yi aradım ancak ulaşamadım. Geçtiğimiz günlerde, başka bir konu ile ilgili aramama da dönüş olmamıştı. Bunun üzerine,Belediye Meclis Üyesi, nezaketi ile aklımda yer eden hukukçu bir arkadaşımızla yaptığım görüşmede ise, Mandalinci’nin "şahsi avukatları vasıtasıyla bir suç duyurusunda bulunabileceği" duyumunu aldım. Ancak henüz kesinleşmiş bir adım yok. İşte bu ulaşılamayan muhataplar ve belirsizlikler, beni bu meseleyi köşe yazısı aracılığıyla ifade etmeye yöneltti.
Görünen o ki, Sayın Başkan’ın hassasiyeti "gözüne kestirdiklerine" karşı oldukça yüksek. Benim gibi ürkek ve tekil bir gazeteciye mesaj atıp ayar vermeye çalışmak veya telefonlara çıkmamayı âdet haline getirmek kolaydır; ancak ağır bir itham sahibine karşı adliye koridorlarını işaret etmek cesaret ve şeffaflık ister.










