05 Ağustos 2026 - Çarşamba

Farklı Muamelenin Adı Ne?

Bu yazıyı kaleme alma nedenim, belediyeye ait bir kafede uygulanan basın indirimi ya da mesele birkaç liralık bir iskonto değildir. Mesele; aynı mesleği icra eden insanlar arasında, gerekçesiz ve örtülü bir biçimde "farklı muamele" uygulanmasıdır.

Yazar - Ali PELTEK
Okuma Süresi: 6 dk.
Ali PELTEK

Ali PELTEK

alipeltek@hotmail.com -
Google News

Bu yazıyı kaleme alma nedenim, belediyeye ait bir kafede uygulanan basın indirimi ya da mesele birkaç liralık bir iskonto değildir. Mesele; aynı mesleği icra eden insanlar arasında, gerekçesiz ve örtülü bir biçimde "farklı muamele" uygulanmasıdır.

Bir dönem bu çifte standardı ben de yaşadım.

Bodrum Belediyesi ile basın mensupları arasındaki bu protokol, Ahmet Aras’ın belediye başkanlığı döneminde hayata geçirilmişti. Bu protokol zihnimde hiçbir zaman bir lütuf, inayet, ihsan ya da kayra olarak yer etmedi. Basının içinde bulunduğu ekonomik şartlar ortadayken; belediye kafeteryalarının basın mensupları tarafından yeri geldiğinde bir çalışma alanı, adeta bir ofis olarak kullanılabilmesi amacıyla tanımlanmış bir kolaylıktı.

Yaklaşık bir buçuk-iki yıl önce, meslektaşlarım aileleri ya da misafirleriyle bu haktan yararlanabilirken, bana hiçbir resmi açıklama yapılmaksızın tek kişilik kullanım sınırı getirildi.

"Size kısıtlama var" denildi.

Nedenini sordum, cevap alamadım.

Meslektaşlarıma sordum; hiçbirinde böyle bir uygulama yoktu.

Mesele elbette indirim değildi. Bu uygulamayla ilk karşılaştığımda bunu son derece ötekileştirici ve rencide edici bulmuştum. Şunu da netçe ifade edeyim: Zaten bu imkânı suistimal eden, her gün defalarca ya da kalabalık gruplarla kullanan biri hiç olmadım. Nitekim bu sezon başından bu yana bu indirimden yalnızca iki ya da üç kez faydalandım. Mesele, aynı meslek grubunun içinde sebebi söylenmeyen bir tavırla ayrıştırılmaktı. İnsan en meşru hakkını kullanırken bile gerekçesini bilmediği keyfi muameleler karşısında inciniyor.

Yaklaşık dört ay süren bu kısıtlama sonradan düzeltildi. Fakat insanın hafızasında kalan, hakkın iade edilmesi değil; kendisine neden "öteki" muamelesi yapıldığını hiçbir zaman öğrenememesidir.

Bugün benzer bir keyfiliği ve burukluğu, yaklaşık 15 yıllık meslek arkadaşım Rezzan Şebin için hissediyorum.

Rezzan, o zamanlar matbu çıkan Arena Bodrum'da yazdığım yıllardaki editörümdü. O yıllarda haberlerimi e-posta ile gönderir, o da onları yayıma hazırlardı. Yıllar içinde aynı olaylara farklı pencerelerden bakmış olabiliriz, her konuda aynı düşünmek zorunda da değiliz. Ama dostluk ve meslektaşlık; tam da bu farklılıklara rağmen ilkesel duruşu korumayı ve bir fikir ayrılığında yol arkadaşını yalnız bırakmamayı gerektirir.

Geçtiğimiz günlerde MUÇEP Bodrum Temsilciliği, çevre sorunlarına ilişkin Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci hakkında bir suç duyurusunda bulundu. Rezzan Şebin de bu sürecin adliye ayağında gazeteci kimliğinin yanı sıra, duyarlı bir Bodrumlu ve MUÇEP temsilcisi sıfatıyla yer aldı. Unutulmamalıdır ki Rezzan, yıllardır Bodrum yerel basınına emek vermiş, bu kentin hafızasına katkı sunmuş kıdemli bir gazetecidir.

Burada bir parantez açmak isterim: Ben de aralarında bulunmaktan hakikaten gurur ve onur duyduğum Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) üyesiyim.

Bodrum'un doğal yaşamını korumak için bugüne kadar çok değişik zorluklar yaşadık. Yapmış olduğum habere dayanak olan bilgi ve belgeleri bana ulaştırdığı ve bunları sosyal medyasında paylaştığı için yol arkadaşlarımdan birinin evi basıldı. Bizi belki o dönem nispeten "basın kimliğimiz" korudu; ancak yol arkadaşım bu ağır baskıyı doğrudan yaşadı, zorlu bir süreçten geçti. Bundan iki yıl önce doğal alanlarla ilgili bir işgal haberini takip ederken kulağımıza telefon dayandı; tanımadığım bir şahıs tarafından üstü kapalı tehdit içeren bir konuşmayla karşı karşıya kaldım. Tüm bu baskılara rağmen Bodrum'un doğal güzellikleri ve sit alanlarının korunması hususunda elimizi taşın altına koymaktan hiç çekinmedik, çekinmiyoruz.

İşte tam da bu yüzden, geçtiğimiz gece Rezzan’ın Bodrum Belediyesi'nin basın iletişim grubundan çıkarıldığına şahit olduğumda durumun hassasiyeti ortaya çıktı. Yıllardır bu kentin haberini yapan bir gazetecinin, tam da bu hukuki sürecin hemen ardından gruptan çıkarılması ve protokol hakkından yararlanamayacağının iletilmesi, kamuoyunda bir sivil toplum aktivitesi nedeniyle cezalandırıldığı intibaını uyandırmaktadır.

Bodrum Belediyesi kanadından konunun gerekçesine dair henüz resmi bir açıklama yapılmamış olması ise bu intibaı ve akıllardaki soru işaretlerini daha da artırmaktadır.

O gün adliye önündeki basın açıklamasında aslında ben de olacaktım. Ancak yaşadığım sağlık sorunu nedeniyle Bodrum Devlet Hastanesi Acil Servisi'ndeydim.

Şimdi insan ister istemez soruyor:

Ben de o gün orada olsaydım, bugün aynı durumla mı karşı karşıya kalacaktım?

Bu sorunun cevabını bilmiyorum. Ama bildiğim çok net bir şey var: Bugün amasız, fakatsız Rezzan Şebin’in yanındayım.

Çünkü bu bir "aynı fikirde olma" meselesi değil; kentini savunan bir sivil toplum aktivistinin ve yıllarını bu mesleğe vermiş bir gazetecinin yaşadığı bu belirsizlik ve mağduriyet karşısında mesleki dayanışmayı koruma meselesidir.

Bugün konu yalnızca Rezzan Şebin değildir. Konu; bir sivil toplum hareketinin ardından gelen bu tür uygulamaların kamu vicdanında doğurduğu soru işaretleridir.

Ve bu soruların muhatabı da şüpheleri giderecek cevabı vermesi gereken de yine Bodrum Belediyesi'dir.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları